HalukLevent, Haluk Levent, HalukLevent Rock, Haluk Levent Albümleri, Haluk Levent Konserleri

HalukLevent, Haluk Levent, HalukLevent Rock, Haluk Levent Albümleri, Haluk Levent Konserleri, Haluk Levent Şarkıları, Haluk Levent Şarkı Sözleri, Haluk Levent Resimleri, Haluk Levent Forum
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Haluk Levent > Faşizm Kimlik Değiştirdi

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
BiroL Ä°spiroÄŸlu
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 536
Rock Gücü : 1583
Kayıt tarihi : 27/07/09
Yaş : 25
Nerden : VaN
İş/Hobiler : ÖqRenCi

MesajKonu: Haluk Levent > Faşizm Kimlik Değiştirdi   Perş. Ağus. 13, 2009 2:34 pm



Faşizm, şimdi şirketleşiyor. Faşizm kimlik değiştirdi. Biz demokratız, Atatürkçüyüz, biz cumhuriyetçiyiz, bilmem neyiz desinler. Faşizmin adı sanı yok. Bunlar faşist insanlardır

Sadece şarkılarıyla değil, hiç değişmeyen ideolojik kişiliği ile tanıdığımız ve topluma her parçasıyla mesajlar veren Haluk Levent... Haluk Levent'le sizler için dobra dobra bir sohbete daldık. Bakalım beğenecek misiniz?

Yeni albümün yakında piyasada olacak değil mi?

Albüm iki üç hafta içerisinde piyasada olacak. Adı belki "Haluk'un Defteri" olabilir. Tevfik Fikret'in ölümsüz bir eseri vardır. Bu da benim defterim tarzımda bir şey olabilir. Bu albümde toplumsal mesajı olan iki-üç şarkı var. Bu şarkıları yaparken 'bu da toplumsal şarkı olsun' diye yapmıyorum. Kendi içimde bir gerekliliği olduğunu düşünüyorum. Her şeye gözümüzü kapatıp, sadece sevgiliye aşk şarkısı söylerseniz aslında kendinize ikiyüzlü davranmış olabilirsiniz.

TÖREYİ İRDELEYECEĞİM

Bu şarkılar nasıl mesajlar içeriyor?

Şarkının biri töre konusunu işliyor. Küçüklüğünde beşik kertmesiyle nişanlandırılan bir kızın, büyüdüğünde yanına bir adam verip 'al bu senin kocan' dedikleri ve ellerine altından kelepçelerle (ben ona altından bilezik demiyorum) süsledikleri ve o kızın hayatını hiçe sayan ve onu ölüme götüren bir öyküsü var. Geçen günlerde Gazi Üniversitesi önünde küpe taktığı için dövülen öğretmenimiz için de bir şarkı var.

Adın sık sık çevre protestolarında da gündeme geliyor. Tuzla'da yaşanan varil olayına nasıl bir tepki vereceksin?

Tuzla'daki olayda Orman Bakanı çok güzel bir çıkış yaptı. Ben radikal çıkış yapan bakanları severim. Yani hangi partinin üyesi olursa olsun; hükümet üyesi oldu mu, otomatik olarak benim bir karşıtım oluyor. Çünkü var olma şeklini ona göre belirliyorsunuz. Ve siz eleştirmek zorundasınız ki, doğru şeyler yapılsın. Orman Bakanı Osman Pepe'nin geçen günkü, "Allah kahretsin. 100 bin dolar vermemek için bütün bu varilleri halkın sağlığını tehdit edecek şekilde toprağa gömmüşler. Bu adamların her şeyi para" demesi beni umutlandırdı. Ben sözünü esirgemeyen, varlıklı iş adamlarının ne diyeceği politikasına girmeden, sözünü sakınmadan söyleyen bakanlar istiyorum. Tuzla'daki variller benim için çok sıradan bir olay. Bunun gibi o kadar çok olay var ki... Tuzla'da variller toprağa gömülüydü de, Kazanlı'da variller toprağa gömülü değil miydi? Yani, Kromsan'ın atıkları Mersin'in Kazanlı ilçesinde bulunmuyor muydu? Bulunuyordu. TÜBİTAK dahi araştırdı.

FAŞİZM ŞİRKETLEŞİYOR

Varilleri oraya bırakan şirketin kimyageri olan bayanın, atıkları atmaları için kullandıkları işçilerin üzerine sıçrayan maddeler için gülerek, "Bir şey olmaz, artık grip bile olmazsınız" gibi bir yaklaşımda bulunduğu iddia ediliyor.

Faşizm yer değiştirdi. Kimlik değiştirdi ve kabuk değiştirdi. Şimdi, oradaki kimyageri Hitler'in emrindeki masum bir subay olarak da değerlendirebilirsiniz. Ya da Mussolini'nin ya da Stalin'in emrindeki, hiç fark etmiyor. Ama maalesef masum değil. Yani şirketleşme o kadar büyük safhalara gelmiş ki, insanlar o sistemden geçiniyor. Ve o sistemden geçinebilmek için binlerce Yahudi'yi, binlerce Çeçen'i, binlerce Afganlı'yı, binlerce masum Arap'ı öldürebiliyorlar. Yani her ülkenin kendine göre bir diktatörü olmuş zamanında. Faşizm, şimdi şirketleşiyor. Oradaki kimyagerin bunu söylemesi tam bir faşistlik anlayışı. O kimyager akşam bir bara gidecek oturacak, arkadaşlarıyla keyif çatacak. Ama oradaki işçi, evine gidecek bir parça ekmeği çocuğuna verirken, o çocuğuna o ekmeği yedirirken, 'Benim başıma neler gelecek' diye düşünecek. Belki sosyal güvencesi bile olmayacak. Çünkü inanıyorum ki, bu tür atıkları halka ve işçisine bunu yapan insanın, işçisiyle ilgili hiçbir sosyal güvencesi yoktur. Bu nedenle ben bu atıkları ortaya atanları ve bu atıkları gömenleri ve buna yardımcı olan kurumları, belediye başkanı, arsa sahibi, kimyagerleri ve tamamını faşist zihniyetin ürünleri olarak görmek zorundayım. Yani bunlar istedikleri kadar biz demokratız, biz aydınlıkçıyız, biz Atatürkçüyüz, biz cumhuriyetçiyiz, biz şuyuz, biz buyuz, bilmem neyiz desinler. Faşizmin adı sanı yok. Faşizm bellidir. Bunlar faşist insanlardır.

Türbanı yasaklayamazsınız çünkü o insanlar öyle mutlu...

Öteden beridir tartışılan konu, türban. Senin bu konuda birtakım fikirlerin vardı. Bunları aynen muhafaza ediyor musun? Sence toplum ya da hükümet nasıl bir tutum içinde olmalı?

Türban çok hassas bir konu. Haluk Levent'in, türbana bakışı 10 yıl önce neyse, şimdi de aynı. Benim için, insan haklarıdır. Ülkede bir hukuk sistemi var. Bir yasa getiriyorsunuz, siz şunu diyebilmelisiniz, dersiniz ki: "Bu saatten sonra üniversitelerde türban takılmayacak". Tamam ama o sırada üniversiteye girmiş kızlarımız türbanlıysa... Onun üniversiteyi bitirmesini beklemek zorundasın kardeşim. O insanlara başını aç-tı-ra-maz-sın. Böyle bir hüküm yok. Böyle bir insan hakkı yok. Bir yıl koyarsın, dersin ki, 4 yıl sonrasından itibaren üniversitede türban takılmayacak. Haa, onu tartışmak da ayrı meseledir.... Ama en azından üniversitede okuyan ve kendi dünyası içerisinde türban takma inancı olan bir genç kızın geleceğini karatmamış olursunuz. Çünkü o, onunla mutlu. Ben madem ki cumhuriyetçi bir insanım, mademki demokrasiye inanıyorum, madem ki özgürlükçü bir insanım, hala da aynı şeyleri savunuyorum; ben nasıl ki mini etekliye karışmıyorsam, içki içene karışmıyorsam, burnunda hızması olana da karışmıyorsam, -ki ben bile küpe taktığı için dayak yiyen profesöre destek için küpe takacağım-, insanların türbanına, mini eteğine karışmayın. Bırakın biz dünyanın en özgür, en refah ülkesi olalım. Türkiye'de türbanı yasaklıyorsanız, bugüne kadar mağdur olan ve mağdur olacak insanlar için ne yaptığınızı sormak lazım. Ben bir sanatçı olarak özgürlüklerden yanayım. Beni fiili olarak zorla türban taktırtmaya çalışan da zorla mini etek giydirmeye çalışan da benim birinci düşmanımdır.

Bugüne kadar ülkeyi yöneten politikacıların bu yönetimi hak ettiklerine inanıyor musun?

Hak edenler var hak etmeyen var.

Kenan Evren'i binlerce anne yargılayacak

Kenan Evren, şu anda bakıldığında birçok çevrenin, 'doğru yaptı' dediği; birçok çevrenin de, 'yanlış yaptı' dediği bir şahıstır. Kenan Evren'i yargılayacak olan, binlerce annenin gözyaşları ve tarihin kendisidir

Kenan Evren'e söylediğin bir söz nedeniyle hakkında dava açılmıştı. Bu kızgınlığın neden?

Evet biraz antipatim var. Kenan Evren, yüz binlerce annenin ahını alan; şu anda bakıldığında birçok çevrenin, 'doğru yaptı' dediği; birçok çevrenin de, 'yanlış yaptı' dediği bir şahıstır. Kenan Evren'i benim yargılamam söz konusu değil. Kenan Evren'i tarih yargılayacak. Ben Kenan Evren'i yargılayamam. Kenan Evren hakkında kötü söz de söyleyemem. Ama Kenan Evren'in üzerinde binlerce ailenin ve binlerce annenin ahı olduğunu düşünüyorum. Bir ülkeye sıkı yönetim getirmek ayrıdır. Sıkı yönetimi getirmiştir; darbe yapmıştır. Bunu savunabilme durumunuz olabilir. Fakat yüz binlerce gencin işkence izlerini savunamazsınız. Yüz binlerce suçsuza yapılanı savunamazsınız. Kenan Evren'i yargılayacak olan ben, sen veya Türkiye Cumhuriyeti devleti değildir. Binlerce annenin gözyaşları ve tarihin kendisidir.

Peki Ergene Nehri'ni kirleten firmayı açıkladığın için de dava açılmıştı. Ne oldu?

Aleyhimize mahkemeden bir şey çıkmadı. Onların düşüncesi şu: "Türkiye'de yaralı bir hukuk sistemi var. Bu yaralı hukuk sistemi düzeltilmeye çalışılıyor. İyi niyetler var, biz de bunu görüyoruz. Fakat bu hukuk sisteminin açıklarından yararlanmak isteyen o kadar çok insan var ki... Avukatlar, birer 'Şeytanın Avukatı' olmuş durumda. Geçen gün, Büyükçekmece'de adam çocuklara tecavüz edip öldürüyor; avukatı, 'bu adam iktidarsızdı' diyebiliyor. Bir avukat çıkıp da, 'ya ben bunun savunmasını yapmıyorum' demiyor.

MAĞDURDUM, AKLANDIM

PKK'ya konser verdiğin iddia ediliyordu, aklandın mı?

Yurt dışındaki sokak gösterilerine Türk polisi karışmıyor. İsteyen orada Apo posterini asar, isteyen PKK bayrağı asar. Bu konuda bizim onları susturma ve üzerine gitme gibi bir hakkımız yok. Bu konsere Musa Eroğlu gibi çok değerli bir üstat da gitti. İkimiz de bu durumda mağdur olduğumuzu söyleyebiliriz. Biz böyle şeyler olacağını bilmiyorduk. Devlet Güvenlik Mahkemesi'nden de hakkımızda takipsizlik kararı verildi. Aklandık. Hiçbir şekilde böyle bir bilgi olduğunu bilmiyorduk. Bunun siyasi bir festival olacağı aklımın ucundan bile geçmedi. Çünkü ben bir siyasi oluşumda yer alma teşebbüsünde hiç bulunmadım.

EMEK SORUNU VAR

Son günlerde Diyarbakır'da yaşananlara bir anlam verebiliyor musun? Bir gerginlik mi oluşturulmak isteniyor?

Ben olayı Diyarbakır ya da Hakkari olarak görmüyorum. Türkiye'nin en büyük kentlerinden biri olan İzmir'de bir inşaat firmasında çalışan beş kişinin arasında bir Kastamonulu, bir Çankırılı, bir Diyarbakırlı bir Hakkarili dört kişi var. Bu çalışan müteahhit ne zaman ki Hakkarili ve Diyarbakırlıya az para verip Kastamonu ve Çankırılıya çok para verirse, Kürt sorunu o zaman vardır. Türkiye'de bir emek sorunu vardır. Güneydoğu; sosyalleştirilmesi, yatırımların yapılması, ağalık, şeyhlik sisteminin kaldırılması gereken bir bölgedir. Önce Güneydoğu'da ağalığı kaldıracaksınız. Koruculuğu kaldıracaksınız. Güneydoğu'yu önce demokratikleştireceksiniz. Güneydoğu'da bunca hükümetin yaptığı şeyi yapmayacaksınız. Batman'daki çocuklar, Hakkari'deki çocuklar destek bekliyor. O çocukların derdi savaş değil.

OLANLAR RANT KAVGASI

Peki sokakta çatışan insanlar sence kimler? Neler oluyor orada? Birileri yine komplo teorisini hayatı mı geçiriyor?

Bakın ben, 'Kürt sorunundan önce emek sorunu vardır' diyorum. 'Kürt sorunu vardır yoktur' demiyorum. Hükümetlerin oraya bir yatırım yapmama sorunu vardır. Ben, Güneydoğu'daki patlayan olayların tamamını Kuzey Irak'a bağlıyorum. Kuzey Irak'taki otorite boşluğu, maalesef birçok grupların silahlanmasına sebep olmuştur. Her şey Kuzey Irak'ta çözülüyor. Kuzey Irak'ta ne zaman ki otoriteyi sağlarlar, terör büyük bir oranda orada biter. Bu otorite boşluğu inanılmaz rantlar getirdi. İşte, Güneydoğu'daki durum budur. Rant, rant... Bugün televizyonlar, Kürtçe yayınlar yapılmasını yavaş yavaş kabul etti. İnsanlar annesinin konuştuğu dili konuşabilmeli ve şarkı söyleyebilmeli. Olaya böyle bakarsak, çok daha şeffaflaşacak her şey. Bırakın insanlar özgür davransın. Yüzlerce televizyon olsun, onlarca dil olsun. Bu ülkeyi bölmez. Türkiye Cumhuriyeti, bu şekilde bölünebilecek bir devlet değil.

Üniversite kurdu

26 Kasım 1968'de Adana'da doğan Haluk Levent, ilk ve ortaokulu Adana Sabancı İlköğretim Okulu'nda, liseyi de Adana Atatürk Lisesi'nde tamamladı. Liseden sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Mühendisliği'ni kazandı. Bir yıl okudu, fakat devam etmedi. Sonra Ankara Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı'nı kazandı, ancak yine bir yıl devam etti. İkinci yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü'nü kazandı, yine devam etmedi. Ardından Ankara Üniversitesi Muhasebe Bölümü'nü kazandı, ancak ısrarla yine devam etmedi; ve son olarak Bilkent Üniversitesi Dil Öğretim'e kaydını yaptırdı.

Not defterimden

Haluk Levent'le, Ortaköy'de buluşmak için sözleşiyoruz. Kafede beklerken beni arayıp nerede olduğumu soruyor; ben de anlatmaya başlıyorum ki.. arkamda bir ses... Cep telefonuyla konuşan biri dikkatimi çekiyor. Arkamı döndüğümde, 'nasıl ama' diyerek gülüyor. Haluk Levent'i yıllardır tanırım ve şaka yapmayı seven biri olduğunu çok iyi bilirim. Etrafta çok ses olduğundan söyleşiyi yapmak için sakin bir yer buluyoruz. Sordukça anlatıyor, anlatıyor... Sonunda da, 'Bak sana güvendiğim için; bu söylediklerimi değiştirmeden yazacağını bildiğim için çok rahat konuştum' diyor...

Bunları biliyor musunuz?

1997'nin Ağustos ayında cezaevine girdi. Yaklaşık on yıldır kurtulamadığı ticari bir dava yüzünden 9 ay cezaevinde yattı.
Cezaevindeyken uzun saçlarını kesip, Akkuyu'ya yapılması düşünülen nükleer santral projesinin protesto gösterilerine yolladı.
1999 Marmara depreminin ardından İzmit'te kurulan çadır kentlerde bizzat çalışıp, çadırlar kurdu. Depremzedeler yararına konserler verdi.
"Kamyon" şarkısıyla Susurluk'a gönderme yaptı.
"Kedi Köprüsü" ve "Moritos'un Düşleri" adında iki kitabı var.
Mersin'in Kazanlı ilçesindeki Caretta Caretta kaplumbağalarının soyunun tükenmemesi

_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://haluklevent.forum.st
 
Haluk Levent > Faşizm Kimlik Değiştirdi
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
HalukLevent, Haluk Levent, HalukLevent Rock, Haluk Levent Albümleri, Haluk Levent Konserleri :: Haluk Levent :: Haluk Levent Haberleri :: Röportajlar-
Buraya geçin: